Türkiye
kadimdolunay
info@kadimdolunay.com.tr

Anne

Gerçek misin, Sihir misin? Şair misin, Şiir misin?

Anne

Bu şiiri okurken lütfen şunları düşünün. Şiirin ilk başlarında bebek daha anne karnında… Ardından dünyaya gelişinden söz ediyoruz. Şiire devam ederken bebek büyüyor ve ardından dünya telaşından söz ediyoruz. Ve ardından annesizliği anlatıyoruz..

 

‘A ş k’ diyerek gösteriliyor meleği ömrümün…
‘A n n e’ diyerek süslüyorum
Baharını gönlümün.

A n n e …
Ömrümün hümâlı karanlığında
Başıma dokunan nazenin bir el…
Daha değmeden gözleri yüzüme,
Kalbine merhamet düşürülmüş.
Gül içine gül, can içine can,
Ömür içine ömür iliştirilmiş.
Bir canın ağırlığıyla ezilirken kâinat,
Nicelerine birden ‘Anne Kalesi’ örülmüş..
En gönüllüsü, zahmetin.
Tecelli ettiği şefkat aynası, rahmetin…

 

‘D ü ş’ diyerek başlıyorum hayatın yalanına…
‘A n n e’ diyerek çiziyorum bir gerçeği
Yaşamın göz kırpan her anına.

A n n e …
Kalbim, kalbinde ritim buluyor;
Yüreğin, yüreğim oluyor koruyor beni.
Süzülüyor nefesin ses tellerime,
Uyandırıp hülyalardan, dolaştırıyor damarlarında.
Pür naz oluyor, saçlarına dolanıyorum…
Sonra, dalgalı kirpiklerine takılıyor, gözlerine düşüyorum.
Dokunuyorum gözbebeklerine, renginde yüzüyorum.
Kapatma gözlerini anne!
Esir kalıyorum düşlerinde.
Hayat, gamzem oluyor gülüşlerinde.

 

‘C a n’ diyerek basılıyorum can ikliminin baharına…
‘A n n e’ diyerek giriyorum
Koşulsuz sevgiler diyarına.

A n n e …
Hayatı yüklenmiş gidiyorsun;
Ayaklarında Cennet sessizliği…

Bir sancının arkasında yürür en güzel rahatlık.
Acı, sevinci hecelerken
Müjdeler taşır sesim yüreğine, dalgalanarak.
Selam verir gözlerim gözlerine, ağlayarak.
Şefkat minberinde ezanı okunur adımın,
Süpürür dudakların çaresizliğimi, sarmalayarak.
Ve nimetin en helal payesine şahit olur melekler;
Ezelden bilirim bu tadı,
Ezelden tanırım bu kokuyu…

 

‘Y â r’ diyerek ağlıyorum uykusuzluğun içinde…
‘A n n e’ diyerek bitiyor her masal,
Rüyanın en demli yerinde.

A n n e …
Karanlık gecelerin buğulu sessizliğinde
Güven veren varlığına sığınıp, benliğimi kalbine asıyorum.
Sesin, ebahir gibi dokunuyor yüreğimin titreyen tüyüne…
Bengisu olup içime akıyorsun ninniler söyleyerek…
Rehnüma oluyorsun rüyalarıma.

Avucunda yüzüyorum hayat denen ummanda,
Üzerime açılan şefkat kanatlarınla emekliyorum…
Sonra yürüyorum ve ellerim, ellerinin sıcaklığında.
Ben düştükçe sızım değiyor ciğerine,
Ağladıkça, inleyişim doluyor gözlerinin nehrine.

Dua dua öpüyorsun beni anne…
Dilinde güzelleşiyor adım.

 

‘A h’ diyerek düşüyorum birden…
‘A n n e’ diyerek tutunuyorum
Hayatın eteklerine yeniden.

A n n e …
İçimdeki çocuk hâlâ uykularda ‘Anne’ diyerek sayıklamakta…
Ve emeklemekte hâlâ şefkatin kucağına.

Gurbetler dökülüyor içimize,
Anne diyarının penceresinden düşünce gölgelerimiz…
Donuyor ellerimiz, uzandıkça beşikten hayallere.

Her tebessümün berisinde taştan duvarlar örülü,
Yüreğe değmeden yere düşüyor bütün sözler.
Menfaat kokuyor her nefes,
Koşul sunuyor önümüze sevgiler!

Masumluğumu gözlerinde unuttum anne..!
Mahkûm duruyorum şimdi açgözlü gönüllerde.

 

‘G ü l’ diyerek kokluyorum toprağın nefesini…
‘A n n e’ diyerek büyütüyorum avuçlarımda
Bir bayramın arefesini.

A n n e …
Bir veda rengi var gözlerinde…
Sözlerin uzaklardan geliyor.
Kuş mu kondu kirpiklerine anne?
Gözlerin yükseklere bakıyor.
Üşüyor avuçların;
Melekler mi tutuyor?
Kapatma gözlerini anne!
Esir kalıyorum düşlerinde.
Anne…
Hayatı yüklenmiş gidiyorsun
Ayaklarında Cennet sessizliği…
A n n e . . .

‘Y a n’ diyerek atılıyorum ateşine renginin;
‘A n n e’ diyerek çözüyorum
Muammasını sevginin..

Kadim Dolunay