Türkiye
kadimdolunay
info@kadimdolunay.com.tr

Hicretin Aşk Yüzü

Gerçek misin, Sihir misin? Şair misin, Şiir misin?

Hicretin Aşk Yüzü

Bu şiiri okurken lütfen şunları düşünün… Peygamber Efendimiz (SAV)’in hicret için evinden çıkarken müşriklere doğru bir avuç toprak serpmesi… (Peygamberimiz kapıyı yavaşça açtı, yerden bir avuç toprak aldı ve yasin suresini okumaya başladı. Müşriklerin üzerine avucundaki toprakları serperken şu ayeti okuyordu: “Biz hem önlerinden bir sed, hem arkalarından bir sed çektik. Böylece onları sarıverdik. Artık görmezler” (Yasin, 9). Ardından yatağına Hz. Ali (ra)’nin yatışı… Çölleri aşıp serv mağarasına ulaşılması ve örümcek ağları ile güverciler… Ardından mağaradaki yılan… (Hz. Ebu Bekir (ra) mağarada sevgili Peygamberimizle istirahat ederken bir delik gördü, ne olur ne olmaz diye ayak topuğuyla tıkadı. Ancak bir süre sonra delikte mahzur kalan yılan ayağını soktu. Acılar içinde kıvranırken gözünden iki damla yaş, dizinde uyumakta olan Peygamberimizin yüzüne düştü.) Hicretle birlikte Yersib’in adı Medine olması… Hicri takvimin başlangıç günü… Ensar ile Muhacir..

Bismi’nûr…
Yasin’ serinliğiyle…
Bir avuç toprağı katran gözlere üfüren gecenin mukaddes meltemine;
Nur-ul Envâr’ı basıp bağrına, siyahı üzerine çeken karanlık geceye;
Mübarek bir yatağın, ölüm kokan yanında nefes alan aşk’a, Es-selam!

Melekler toplarken arşın yıldızlarını,
Gecenin yüreğine düşer aşk, bir sırrın metanetiyle.
Fasl-ı gül serinliği gelir maveradan badiyeye…
Buseler bırakırken Nebi’nin ayaklarına.
Hicran örtüsünü giyinir Kâbe…
Hüzün, Makam-ı İbrahim’den sonsuzluk ötesine bakarken.

Mühürlenmiş kalpler dehlizini ağıyla kapatır örümcekler…
Bir ağ öteye geçemeyen âmâ yüreklerin ayaklarına takılır düşer irade.
Sevr’in sinesinde atarken kâinatın kalbi,
Güvercinlerin kanatları arasında okunur kutlu risale.
Özlemi uyandırılır, çığlıklar koparır bir lehfan, topuklar ardında…
Aşk’ın zehriyle süzülünce Ebu Bekir’in yanaklarından acı,
Öper Nebi’yi yılan damla damla…
Delikten bakan mahcup gözleriyle.

“Elif, Lam, Ra…”
Esince kâinat nefesi bağrına Yesrib’in,
Okur melekler en mukaddes aşk’ı kulağına Medine’nin.
Birbirini kucaklarken İslam’ın çocukları,
Çekilir hüzün sevincin heybetiyle.
Aşk tepelerinden dolunay doğar beşeriyetin şeb yüzüne.
Takvimler sıfırı çekerken, dirilir toprağın ölü gülleri.

Ruhumun minberinde Muhacir yürekli, Ensar gönüllü bir aşkın derinliğindeyim.
Mekke karanlığından, Medine aydınlığına hicret eder ruhum…
Bir örümcek hassasiyetiyle işlenmiş duyguların serinliğindeyim.

Kadim Dolunay