Türkiye
kadimdolunay
info@kadimdolunay.com.tr

Üstadem

Gerçek misin, Sihir misin? Şair misin, Şiir misin?

Üstadem

Ben, zengin cümlelerin zekâtıyla geçinen

Bir fukara cümleyim ey sevilen.

Baş hecem sen, son hecem bir hayalin iç çekişleri.

Ümitsizlik boynumu büktüğünde, kalbime en yakın olur başım.

Kalbimdekiler gözlerime yansıdığında görmen gerek

bir hüznün nasıl yürekten yaktığını.

 

Sen, Güneş uyuyunca en sevgili niyazsın…

Patikalar boyunca, yüreğim seni yazsın.

 

Nemli gözlerle gözlerinin güneşine baktığımda

gökkuşağının yedi rengi siner her zerrene.

Sen, gözlerini her kırptığında

Dünyanın en efsunkâr gösterisini izler dururum.

Her bakışın bir güzellik senfonisi…

Bir nota miktarınca sığsam gözbebeklerine…

Sesinde lalelerin hüznünü bulurum,

sen her konuştuğunda bir gönül orkestrasını

Pür dikkat dinler dururum.

 

Her şeyi kaybedip Bir Sen’i bulmuşum,

Varsın her şey bitsin, tükensin…

Zemheri yüreğime inşirah veren sensin!

 

Ey sevilen…

Senin için kalem tutunca ellerim,

birden atağa geçen yüzlerce kelimenin birbirine sıkışıp

kapı eşiğinde kalmasına şahit olurum.

Halbuki sadece bir tanesi sıyrılsa

ve sadece bir tanesinin elinden tutup çeksen

tespih taneleri gibi dizili verecek bütün cümleler.

Her dizilen cümlenin baş hecesi sen,

son hecesi bir ‘Ah’ miktarınca uzayan iç çekişlerim olacak!

 

Hasret, hıçkırıklara boğulmuş bir sükût ve yanmaksa madem,

Kasvet şehrinden en kutlu fasıllara çeker beni üstadem.

 

Ey yar, sen kalbime ne yazıl ne de nakış nakış işlen;

Çünkü, yazılan silinebilir, işlenen sökülebilir.

Ya aşk’ın közünde pişir kendini, gel vurul kalbime

Ya da aşk bıçağıyla oy yüreğime kendini..!

 

Kadim Dolunay