Üç Noktam

Üç noktam…

Noktasız cümlelerimiz vardı seninle.

Ve üç nokta miktarınca susuşlarımız…

Hüznün, sevincin, sinirin…

Her duygunun ritmi başkaydı sende.

Kalbinden kalbime dolanınca aşk kokulu nergislerin,

Sen susardın ben seni dinlerdim, konuşurdum seni söylerdim.

Sedef gözlüm, dolunaylı bir gecenin rengini taşırdı gözlerin…

Santur nağmeleri gibi lerzan üslubunla, aşk’a kürek çeker sözlerin.


Sitarem…

‘Teşbihinde hata var’ heyecanı kurşunlanmış duygularımın.

Bir ölüm kıyısında bencileyin titrer kalemim…

Yıldızları şiirlerle uyuttuğum gecelerin sabahında,

Sağ yanıma kıble, sol yanıma karayel eser.

Doğu- batı arasında, o şedit kulvarda gidip gelmekteyim…

Kırık bir taburede,

Ufkun kızıllığında kaybolan günaydınları beklemekteyim.


Sürurum…

Ayak altı uçurumlar çizdim,

Hayallerime bıraktım naçiz bedenimi.

Düşüşümü izledim kurşun renkli kubbelerden…

İçime yürüdüm ayak izlerime gebe patikalardan…

Her gidişim bin bir offf yüklü,

Her gelişim, topukları çatlamış ihtiyar hüznü…

Kâğıttan uçakların arasına sıkıştırıp, savurduğum dualarım vardı

Çocukluğumun vazgeçilmez hüznünü yüzüme yakıştırıp

Uyuduğum hûlyalarım vardı.


Firuzendem…

Melankolik halime hicran melodileri eşlik eder,

Rabıtasız sesler çınlar kulaklarımda.

İçime sen düştüğünden beri,

Yastığımı ıslatan her damla yaş, faylarla çevrili yüreğimden sızıp gelir.

Can parçası yüzüne doymadan başladı imsak,

İçten içe bir hicran kokusu yayılır sana teşne yüreğimde…

Sana aç ne vakitler geçirdim,

Etsem gönül sofrandan bir iftar…

Somon balıkları döner doğdukları limana,

Ben yine gurbetlere giriftar!

Kadim Dolunay

Sussam Duyar mısın?

Konuşsam anlar mısın? 

Lisanım yaralı, lehçem yok! 

Sussam duyar mısın? 

Ah'tan başka kelimem yok...

Kadim Dolunay


Kan Pıhtılı Sözcükler

Kalbimin avuç içine dert kalemiyle vurdum,

Kan pıhtılı sözcükler geldi dilime, harf harf oyularak.

Kuşlara gökyüzünün rengini sordum,

“Bak” dediler, içime fırçayı daldırıp semayı boyayarak.

Kabristanlarda hep kendimi arayıp durdum,

Gölgemin kahkahaları arasında ağlayarak.

Yıllar yılı boş hayallerle nefes savurdum,

Hep fanilerin adını sayıklayarak…


Bir çocuğun hayallerinden izliyorum

Şu zalim dünyanın en hüzünsüz yarınlarını.

Acı tutmayan bir yüreğin izini sürüyorum

Oyuncak arabalarda, bez bebeklerde.

Hep dert yükünden mi düşer çeneler avuç içine..?

Dünden kalma kaygılarla geçiyor bugünler.

Tebessüm bilmez yüzümü çevirmişken yollara,

Sevinçlerin üzerine toprak atıyor hüzünler…


Şimdi, içime düşen kuyuların susuzluğuna değil,

Yusufsuzluğuna yanıyorum.

Gömleği önden yırtılan ömrüme

Zindan zindan ağlamak düşüyor.

Hesabını veremezken bir hayat dolusu yanılgının…

Yüreğimde ısıtıyorum alevlerini, üşüyen bir yangının.


Yetim bir çocuktu yüreğim karanlıklarda…

Yıldızlar tuttu ellerini.

“Sen...” dedim, bitti yalnızlık…

Titredi içimin en derini.

Kadim Dolunay

Histen Köprüler

Bazen, gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır…

Histen köprüler kurarsın, mesafeler utanır.

Kadim Dolunay

Kendime Yetişemiyorum

Gam sürdüm gecenin duvağına,

Sabaha erişemiyorum…

Koşsam da, ölüme yetişiyor,

Kendime yetişemiyorum…

Kadim Dolunay

En Çok Görüntülenenler